Hece vezni nedir?

Türk şiirinde kullanılan iki vezinden biridir. Hece vezni Türkçe'nin yapısından doğmuştur. Şiirde kullanılan diğer vezin ise İran yoluyla Arap edebiyatından geçen «aruz» veznidir. Türkler hece veznini Milattan önceki yüzyıllardan beri kullanmışlardır. İslamiyet’ten önceki çağlarda da hece vezni kullanılıyordu. Daha sonraları halk şairleri şiirlerinde hece veznini kullandılar. Ama imparatorluk devrinde «aruz» uzun zaman «hece vezni» ni arka plana itmiştir.

Ziya Paşa, 1868 yılında Londra'da yayınlanan «Hürriyet» gazetesinde yayınladığı «Şiir ve İnşa» makalesinde hece vezninin Türkçe'den dogma bir dil olduğunu gösterdi. Buna rağmen 1922ye kadar aruz, hece vezni mücadelesi devam etti. Nihayet aynı yıl Yahya Kemal Beyatlı «Dergah» mecmuasında yayınladığı iki uzun makale ile bu mücadeleye bir son verdi. Ona göre vezin, nazımda ritmi sağlayan bir aletti. Ne aruz, ne de hecenin kendi başlarına bir ahengi söz konusu olamaz. Şiirde ahengi sağlayan kelimelerin özel şekilde düzenlenmesi, seslerin özel şekilde sıralanmasıdır.

Türkler, müslüman olduktan sonra öğrendikleri Arap ve Fars (İran) dilleri ve edebiyatlarından bazı ilmi, dini ve içtimai kelimelerle birlikte, aruz veznini de alarak bu veznin bahirleriyle mükemmel şiirler yazdılar ve bir Türk aruzu meydana getirdiler. Bu bakımdan aruz vezni de millileşmiş oldu. Ancak bu vezin daha çok büyük şehirlerde, devlet büyüklerinin çevrelerinde ve ilim muhitlerinde kullanılmış, halk içinde yetişen şairler, asırlar boyu hece vezni ile yazıp söylemeye devam etmişlerdir. Hece vezni böylece günümüze kadar gelmiş, 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan milli edebiyat cereyanının ve daha sonra gelen şairlerin tercih ettikleri bir nazım ölçüsü olmuştur.

Hece vezni ile yazılmış bir şiirde, bütün mısralarda aynı sayıda hece bulunur. Heceler, tek tek sayılarak o şiirin hangi hece ölçüsüyle yazıldığı anlaşılır. Hece vezninde bir’li heceden başlayarak 16 ve 20 heceliye kadar yazılanlar olmuşsa da en çok kullanılmışı, en işleği 4+3=7, 4+4+3=11, 6+5=11, 4+4=8’li şekilleridir. Hece vezninde, mısralardaki kelimelerin gruplanışından doğan ayrım yerlerine durak denir.

Durakların ayrılması keyfi olmayıp belli esasları vardır. Mısralar okunurken duraklarda hafifçe durulur. Duraklar hecede ahengin ruhu gibidir. Bu kelimenin bir hecesi bir durakta kalır da diğer heceleri öbür durağa geçerse ahenk bozulur. Bu, şair için eksiklik ve kusur sayılmasına rağmen bazı şiirlerde rastlanır. Bu bakımdan kelimelerin duraklara bölünüşü ustalık ve dikkat isteyen bir iştir. Böylece hece vezniyle yazılmış bir şiirin incelenmesinde vezni söylenirken hece sayısının yanısıra durakları da belirtilir. Mesela:

Bir üs ta da / ol sam çı rak Bir o lur du / ya kın ı rak 4+4=8

Bu iki mısraın alındığı şiir, hece vezninin 4+4 duraklı 8’li kalıbıyla yazılmıştır, denir. Bunun gibi: İh ti da Bağ da da / se fer o lan da

At la dı hen de ği / geç ti genç Os man 6 + 5 = 11

Kayıkçı Kul Mustafa’nın destan tarzında söylediği bu şiir, hece vezninin 6+5 duraklı, 11’li kalıbıyla yazılmıştır denir.

Halk edebiyatında 4+3=7 ve 4+4=8 hece kalıpları daha çok ilahi, nefes, semai ve manilerde kullanılmış 4+4+3=11 ve 6+5=11’li kalıplar da adeta koşmalara has hece ölçüleri olmuştur. Hece vezninin ölçüleriyle duraklarının şu şekilde olması gerekir:

7 heceliler 8 heceliler

10 heceliler 11 heceliler

12 heceliler 13 heceliler 14 heceliler 15 heceliler 16 heceliler

(4+3) olarak 2 duraklı (4+4) olarak 2 duraklı (5+5) olarak 2 duraklı

(3+3+3+2) olarak 4 duraklı, yahut (4+4+3)olarak 3 duraklı, yahut (6+5) olarak 2 duraklı

(6+6) olarak 2, yahut (7+5) olarak 2 duraklı (8+5) olarak 2 duraklı

(4+3+4+3) olarak 4 duraklı, yahut (7+7) olarak 2 duraklı (4+4+4+3) olarak 4 duraklı (4+4+4+4) olarak 4 duraklı